Adana
17 Apr, 2026

ULUSLARARASI GÖÇ

  1. Yüzyılda Araçsallaştırılmış Bir Kavram: Göç ve Uluslararası Göçün Geleceği
    Elina Günay Özdeş
    2022284453, SBUİ-Çukurova Üniversitesi
    SBUS421-Uluslararası İlişkilerde İnceleme Konuları I
    1 Aralık 2025
    Özet
    Bu araştırma yazısının temelinde “eleştirel güvenlik” çalışmaları ve eleştirel bir bakış açısı
    vardır. Literatürde daha çok realizm perspektifinde şekillenen “güvenlik” anlayışı ve devlet
    merkezli, statükocu anlayışı sorgulamaktadır. Göç hakkının temelde insani bir hak olarak
    görmezden gelinmesini, uluslararası politikaların ve yapıların bu konudaki açmazlarını
    sorgulamakta; tarihsel örneklerle, kavramsal bir yazı sunmaktadır. Göç kavramının 21.
    yüzyılda araçsal ve siyasileştirilmesinin, güvenlikleştirilmesinin arkasındaki fikirleri ve göç
    kavramına dair mitleri sorgulamaktadır. Bu temele ek olarak araştırma; göç kavramlarına dair
    karmaşayı ortaya koymaya çalışmaktadır. Araştırma yöntemi; literatür taraması olmakla
    birlikte eleştirel analiz kullanılmaktadır. Kaynakça ve atıf yöntemi APA’dır. Terimsel
    karışıklığı önlemek için kısa bir sözlükte hazırlanmıştır.
    Anahtar Kelimeler; Göç, Kopenhag Okulu, Göç Teorileri, Güvenlikleştirme, Güvenlik.
    1
    ULUSLARARASI GÖÇ
    Sözlük
  2. Düzensiz Göç: Gönderen, transit ve kabul eden ülkelerin düzenleyici normlarının
    dışında gerçekleşen hareketlilikler. Düzensiz göç konusunda açık veya genel kabul
    gören bir tanım yoktur. Hedef ülkeler açısından, göç düzenlemeleri uyarınca gerekli
    olan izin veya belgelere sahip olmadan bir ülkeye giriş yapmak veya bir ülkede
    kalmak veya çalışmak anlamına gelmektedir. Gönderen ülke açısından ise örneğin, bir
    kişinin geçerli bir pasaportu veya seyahat belgesi olmadan uluslararası bir sınırı
    geçmesi veya ülkeden ayrılmak için idari koşulları yerine getirmemesi gibi
    durumlarda düzensizlik söz konusudur. Ancak, “yasadışı göç” terimini göçmen
    kaçakçılığı ve insan ticaretiyle kısıtlamak gibi bir eğilim söz konusudur. Ayrıca bkz.
    ‘gizli göç’, ‘düzensiz göçmen’, düzenli göç’ izinsiz/yasadışı giriş/ülkeye kabul’ ve
    ‘kayıt dışı göçmen’, ‘kayıt dışı göçmen işçiler/düzensiz durumdaki işçiler’ (IOM).
  3. Düzensiz Göçmen: Yasadışı giriş, giriş koşullarının ihlali veya vizenin geçerlilik
    tarihinin sona ermesi yüzünden transit veya ev sahibi ülkede hukuki statüden yoksun
    kişi. Bu terim, diğerlerinin yanı sıra, bir transit veya ev sahibi ülkeye meşru yollarla
    giriş yapan, ancak izin verilen kalış süresini aşan veya akabinde yetki verilmeden
    çalışmaya başlayan kişileri içermektedir (aynı zamanda gizli/kayıt dışı göçmen ya da
    düzensiz bir durumda olan göçmen olarak anılmaktadır). Cezai bir anlam taşıması ve
    göçmenlerin insanlığını göz ardı etmesi bakımından ‘yasadışı’ ifadesinden ziyade
    ‘düzensiz’ ifadesi tercih edilmektedir. Ayrıca bkz. ‘gizli göç’, ‘kayıtlı göçmen’,
    ‘yasadışı giriş’, ‘düzensiz göç’ ve ‘kayıt dışı/belgesiz göçmen’ (IOM).
  4. Göçmen (immigrant): Uluslararası ölçekte, evrensel olarak kabul edilmiş bir
    ‘göçmen’ tanımı bulunmamaktadır. Göçmen terimi genellikle, bireyin göç etme
    kararını, zorlayıcı dış faktörlerin müdahalesi olmaksızın kendi özgür iradesiyle ve
    ‘kişisel uygunluk’ sebepleriyle aldığı tüm durumları kapsar şekilde anlaşılmıştır.
    Dolayısıyla bu ifade, maddi ve sosyal koşullarını iyileştirmek ve kendileri ve ailelerine
    ilişkin beklentilerini geliştirmek amacıyla başka bir ülkeye veya bölgeye hareket eden
    kişiler ve aile fertleri için geçerli kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler göçmeni,
    sebepleri, gönüllü olup olmaması, göç yolları, düzenli veya düzensiz olması fark
    etmeksizin yabancı bir ülkede bir yıldan fazla ikamet eden bir birey olarak tanımlar.
    Bu tanım kapsamında, turist veya iş insanı statüsüyle daha kısa sürelerde seyahat eden
    kişiler göçmen olarak değerlendirilmemektedir. Ancak yaygın kullanım, tarım
    ürünlerinin ekimi veya hasadı için kısa sürelerde seyahat eden mevsimsel tarım işçileri
    gibi kısa dönemli göçmenlerin bazı türlerini de kapsar. Ayrıca bkz. ‘kayıtlı/belgeli
    göçmen’, ‘göç’, ‘yolcu’ (IOM).
  5. Mülteci (refugee): “Irkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti ve siyasi
    görüşleri yüzünden haklı bir zulüm korkusu nedeniyle vatandaşı olduğu ülkenin
    dışında bulunan ve söz konusu korku yüzünden, ilgili ülkenin korumasından
    yararlanmak istemeyen kişi” (1967 Protokolü ile değişik Mültecilerin Hukuki
    Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, 1A(2) Maddesi).1951 Mülteci Sözleşmesi, Madde
    1(2)’deki mülteci tanımına ilaveten, 1969 Afrika Birliği Örgütü (OAU) Sözleşmesi bir
    mülteciyi ‘kendi menşe ülkesi ya da vatandaşı olduğu ülkenin bir bölümünde ya da
    tümünde dış saldırı, işgal, yabancı egemenliği ya da kamu düzenini ciddi biçimde
    bozan olaylar nedeniyle ülkesini terk etmeye zorlanan kişiler’ olarak tanımlar. 1984
    Cartagena Bildirisi ’de benzer şekilde, mültecilerin “yaygın şiddet, dış saldırı, iç
    çatışmalar, yaygın insan hakkı ihlalleri ya da kamu düzenini ciddi olarak bozan diğer
    durumlardan dolayı hayatları, güvenlikleri veya özgürlükleri tehdit altında olduğu
    için” ülkesinden kaçan kişileri de kapsadığını belirtir. Ayrıca bkz. ‘başvuru sahibi’,
    ‘fiili (de facto) mülteci’, ‘ülke dışında yerinden edilmiş kişiler’, ‘zorla göç’ (IOM).
    2
    ULUSLARARASI GÖÇ
    Göç Nedir?
    Göç kavramını; insanların ekonomik, sosyolojik, politik, psikolojik vb. çeşitli kök
    nedenlerden dolayı sınırlar, mekanlar arası yer değiştirmesi olarak tanımlayabiliriz
    (Zekiroğlu, 2021 akt. Özdeş, 2024). Göç, insanlık tarihi kadar eski bir “olgu” olmakla birlikte
    “tüm zamanların” olgusudur -sadece 21. yüzyıla özgü değildir- ve iyi/kötü şeklinde
    “normatif” kategorileştirme yapılamayacak kadar çeşitli bir olgudur (de Haas, 2025: 22).
    Tarihsel süreçte tekerleğin icat edilmesi, elektriğin bulunması, salgın hastalıklara tedavilerin
    geliştirilmesi gibi birçok bilgi ve inovasyon toplumlar tarafından göçlerle edinildi, öğrenildi
    (Yılmaz, 2014: 1686).
    Mekanlar arası yer değiştirme olarak kısaca tanımlayabileceğimiz göç; dinamik, sosyal,
    sürekli ve inşa edici özelliklere sahip bir olgudur. Özellikleri itibariyle göç kavramının tek ve
    doğru bir tanımı olmamakla birlikte: her göç hareketi kendisine özgüdür. Bu kendine
    özgü(n)lük göç literatüründe disiplinler arası çalışmayı mecbur kılmış ve kavram karmaşası,
    kavram yığını yaratmıştır. (Özcan, 2017: 185 akt. Tamer, 2020: 2809). Hein de Haas’a göre
    (2025: 15) göç kavramlarına dair yaşanan karmaşa ve yığılmanın temel nedenlerinden birisi
    soyut ve belirsiz “terminoloji”dir. İnsanlar idari sınırların ötesine taşınırsa ve taşınma kalıcı
    bir ikametgâh içeriyorsa, nedeninin ne olduğu fark etmeksizin bu eylem göç olarak kabul
    edilir (de Haas, 2025: 15).
    Bireyler göç eylemini; eğitim, yeni yerleri keşfetme arzusu, daha iyi yaşam standartları
    arayışı gibi “gönüllü” kök nedenlerden dolayı yapılan bir eylem olarak düşünmektedirler.
    Ancak özellikle savaş, iç çatışma, kolonizasyon vb. zamanlarında; göç etme sürecinde ve
    menşe ülkede şiddet görme, zulme uğrama, istismar edilme risklerine rağmen bireylerin
    “zorunlu” olarak göç ettikleri göz ardı edilemez bir gerçektir (Özdeş, 2024). Bu düşünceyi ve
    gönüllü-zorunlu göç ayrımını 2022 yılında Anıl Suna ve Sedat Cereci’nin yaptığı “Göç
    Etmezliğin Teorisi” araştırması kanıtlar niteliktedir. Savaş dönemlerinde tüm risklerine
    3
    ULUSLARARASI GÖÇ
    rağmen göç etmekten başka bir seçenek kalmamıştır çünkü evde yaşamak göç etmekten daha
    riskli bir hale gelmiştir. Bir insan davranışı olan “göç” her ne sebeple olduğu fark etmeksizin
    bir insan hakkıdır (Berk, 2020: 118).
    Tarihsel Süreç Bağlamında Göç
    Tarihsel süreç bağlamında göç olgusuna baktığımızda, çok çeşitli kök nedenlerden dolayı
    göç dalgalarının yaşandığını görmekteyiz. Bücher’e (1907: 347 akt. Berk, 2020: 118) göre
    genel göçler 8 ana başlıkta toplanmaktadır1
    . 15. yüzyılda sömürgeciliğin başlamasıyla köle
    ticareti tarihte hiç olmadığı kadar sistemli ve sürekli bir hale geldi, tarihteki en büyük göç
    dalgalarından birisi yaşandı. 1810 yılına kadar Amerika’ya yaklaşık olarak 7.5 milyon insan,
    köle getirildi (Baron, 1971:5 akt. Yılmaz, 2014: 1688).
    Aynı dönem içinde Avrupa’da ise Endüstri Devrimi yaşandığından bir başka göç dalgası
    oldu. Bu dalga nüfusun çoğalması ve yaşam süresinin uzamasından kaynaklanıyordu; Avrupa
    ülkelerinden Amerika ve Kanada’ya göçler yaşandı (Yılmaz, 2014: 1688). 1. ve 2. Dünya
    Savaşları çok sayıda insanın ölümüne ve göç etmesine neden oldu. Bu tarihten önce ekonomik
    ve sömürgecilikten dolayı göçler yapılmaktayken iki savaş birer kırılma noktası oldu ve göç
    kavramının bağlamı değişti. İki savaşta yok olan ve yeni kurulan (kısmen uluslararası
    hukuktan kaynaklanan) devletlerin varlığı bu dönemde yaşanan göçlere “mülteci” kimliği
    kazandırdı (Yılmaz, 2014: 1688).
    Mültecilerin yaptığı kitlesel göçlerin başlangıcı 1. Dünya Savaşı’nın sonlarında
    başlamaktadır (Agamben, 2009: 47 akt. Bozbeyoğlu, 2015: 62). Kendi sınırları içerisinde
    “dışarıda bırakmaya” çalışan ve sınırları dışında saldırganlık potansiyeli olan “ulus-devlet”ler
    bu dönemde ortaya çıkmıştır (Benhabib, 2006: 71 akt. Bozbeyoğlu, 2015: 62). Savaşlarda
    çok sayıda insan kaybeden Avrupa devletleri nitelikli insan gücü arayışına girdi ve gelişmekte
    1 Yazının kapsamından dolayı sadece son iki başlık olan “sömürgecilik dönemi” ve “sömürgecilik sonrası
    dönem” göçleri ele alınacaktır.
    4
    ULUSLARARASI GÖÇ
    olan ülkelerden göç almaya başladı. 20. yüzyılın başından Soğuk Savaş’ın sonuna kadar
    ekonomi, istihdam ve yeni kurulan ulus-devletlerin kalkınması için göçler yapıldı; Batı
    devletleri oturum izni vb. uygulamalara tabi kılmadan göçmen alımları yaptı ve göçmenlere
    vatandaşlığa yakın haklar verdiler. Bu dönemde de göçmenler birer tehdit olarak
    görülmüyordu, aksine savaş sonrasında yeniden inşa edilen ekonomi ve endüstrinin gelişimini
    hızlandırıyorlardı (Soysal, 1994: Aydemir, 2020: 38 akt. Argın, 2021: 79). Soğuk Savaş
    boyunca Batı Bloğu devletleri Sovyet yönetiminden kaçanları güvenlik tehdidi olarak
    görmeden ülkelerine kabul ediyordu. Sovyet yönetiminin insan hareketliliğini kısıtlamasını
    “insan haklarına” aykırı bir eylem olarak eleştiriyorlardı (Argın, 2021: 79). 1990’lara kadar
    göç insani bir olgu olarak görülmektedir. Göç ve göçmenlik 1990’lı yıllardan sonra ilk defa
    çeşitli söylemler, politikalar ve politikacılar tarafından güvenlikleştirilmiştir (Mandacı &
    Özerim, 2013: 109 akt. Argın, 2021: 79). Küreselleşmenin de etkisiyle ulus-devletler kendi
    sınırlarını ve egemenliklerini korumak için yeni arayışlara girmiştir. Bu bağlamda var olan
    klasik göç teorilerinin olguyu kategorileştirmede ve ekonomik nedenler dışında açıklamakta
    yeterli olmadığı varsayımıyla yeni göç teorileri ortaya çıktı (Tamer, 2020: 275).
    Şekil 1: Göç Teorileri Kaynak: Uluslararası Göç Teorileri, syf. 278 (https://pejoss.com/index.php/pub/article/view/122/116).
    Araçsallaştırılmış Bir Kavram Olarak Göç
    5
    ULUSLARARASI GÖÇ
    Dünya da yaşanan; ekonomik ve teknolojik gelişimler göç olgusunu dönüşüme uğratmıştır.
    Küreselleşmenin etkisiyle göç olgusu; hızlanmış, kapsam ve etki alanı artmıştır (Castles &
    Miller, 2008: 14 akt. Bimay, 2022: 92). Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ulus-devletler için
    yeni tehditler ortaya çıkmıştır. Bunun temel nedeni dağılmadan önce iki kutuplu bir sistem
    varken, dağılmadan sonra çok sayıda ve çok çeşitli aktörün ortaya çıkmasıdır. “Dar Güvenlik”
    anlayışı yerini göçün de içine dahil edildiği geniş (yüksek politika alanına göçte dahil edilmiş)
    güvenlik anlayışına bırakmış ve klasik güvenlik teorisi bazı yönlerden değişime uğramıştır
    (Kaygusuz, 2021: 65).
    Güvenlik kavramı “derinleşme” ve “genişleme” sürecine girmiştir (Şener, 2017: 7). Bu
    dönemden sonra kitlesel göçler devletlerin güvenliklerini tehdit eden öngörülmesi zor
    eylemler haline gelmiştir. Terör eylemlerinin artması, öngörülemez olmaları “göçmen
    güvenliği tehdit eder” algısını pekiştirmiştir (Kaygusuz, 2021: 62). “Refah Devleti”, “İşsizlik”
    vb. ekonomik kavram ve durumların ortaya çıkmasıyla göçmenler refahın birer
    tehdidi/düşmanı olarak iktidarlar, politikacılar tarafından güvenlikleştirilmiştir. 2011’de
    başlayan Suriye İç Savaşı’ndan sonra Avrupalı politikacıların söylemleri daha da keskinleşmiş
    ve göçmenler bir “kriz” unsuru olarak çerçevelenmiş, sürekli gündemde tutulmaya
    başlanmıştır.
    Göçmenler; insan oldukları bağlamından çıkarılarak politikacıların birer yükümlülüklerden
    kaçma “aracı” ve yaşanılan sorunların suçluları konumuna getirilmişlerdir. Küreselleşmeyle
    birlikte artan “karşılıklı bağımlılık” penceresinden bakacak olursak “Güvenlik kimin için ve
    kimin güvenliği?” sorularını sormalıyız. Güvenlik insan için midir? Yoksa sadece
    ulus-devletlerin kendi amaçları için gündemde tutulan bir kavram mıdır (Gök, 2016: 69)?
    Hobbes’a bir atıf yaparak “Ulus-devletleri oluşturan nedir?” sorusunu da sormak isterim.
    Çevrenin, doğanın, hayvanların, kadınların ve çocukların güvenliği önemsiz midir? İçinde
    yaşadığımız dünyanın, yeryüzünün güvenliği önemsiz midir? İnsan olarak bireyin güvenliği
    6
    ULUSLARARASI GÖÇ
    önemsiz midir? Güvenlik sadece ulus-devletler, ülke sınırları kapsamında ele alınırsa
    yüzeysel, anlamsız ve amacına hizmet etmeyen bir kavram olacaktır. Bu bağlamda
    değinilmesi ve hatta unutulmaması gereken bir düşünce okulu ve ürettikleri kavramsallaştırma
    var: Kopenhag Okulu ve Toplumsal Güvenlik kavramı (Gök, 2016: 71). Kopenhag Okulu’nun
    önemli temsilcilerinden Buzan ve Waever’a göre; günümüzde klasik güvenlik anlayışıyla
    uluslararası sistemi ve politikalarını açıklamak mümkün değildir çünkü artık güvenlik
    kavramı bağlamından/amacından çıkarılarak siyasi bir amaca hizmet etmesi için
    kurgulanmaktadır. Bu kurgulamaya sürecine “güvenlikleştirme” denilmektedir (Buzan,
    Waever & Wilde, 1998: 31 akt. Gök, 2016: 71). Okulun temsilcilerine göre sert güç ve askeri
    güvenlik hem çok maliyetli hem de çok yıkıcıdır. Amaçları sert güç olmadan da güvenliğin
    sağlanabileceği bir “güvenlik topluluğu” algısının yaratılmasıdır (Özerdem & Barlas, 2021:
    276). Okul, modern güvenlik teorilerinden birisi olmakla birlikte “Küresel Barış ve Çatışma”
    alanıyla disiplinler arası çalışmaktadır.
    Uluslararası Göçün Geleceği
    Çeşitli araştırmacılara göre göç olgusu hız kaybetmeden devam edecektir ve tarihin en
    büyük göç dalgaları yaşanacaktır ancak Hein da Haas’a (2025: 26) göre bu göçe dair
    oluşturulan mitlerden birisidir çünkü tarihin en büyük göç dalgaları kolonizasyon
    zamanlarında yaşanmıştır. Haas’a (2025: 314) göre iklim değişikliği kitlesel göçlere yol
    açmayacaktır çünkü göç insanlar için hala risklidir ve insanlar evlerini mecbur kalmadıkları
    sürece terk etmezler (Suna & Cereci, 2022: 199). Haas’a göre (2025: 315) iklim değişikliği
    gerçektir ancak politikacıların elinde araçsallaşan ve anlamını tam olarak yansıtmayan bir
    kavrama dönüşmüştür.
    7
    ULUSLARARASI GÖÇ
    Sonuç Niyetine
    Her ne şekilde olursa olsun göç; küresel kalkınmanın, dönüşüm ve gelişimin bir parçasıdır.
    Tarihin her döneminde yaşanmıştır. Göç etmek bir insan hakkıdır. Ulus-devlet bağlamında göç
    olgusunu güvenlikleştirmek güvenliğin asıl amacını sorgulatmaktadır; güvenlik barış ve huzur
    için, insanların güvenliği için değil midir? Günümüzde birçok ülkede her zamankinden daha
    fazla göçmen yaşamaktadır ve gelecekte bu sayı daha da fazla olabilir. Devlet güvenliğine ek
    olarak; insan haklarını koruyan bir toplumsal güvenliği, çevre güvenliğini öncelememiz
    gerekmektedir çünkü bu gezegen dışında göç edebileceğimiz başka bir yer (hala) yok.
    8
    ULUSLARARASI GÖÇ
    Kaynakça
  6. Uluslararası Göç Örgütü (2019). Uluslararası Göç Hukuku: Göç Terimleri Sözlüğü
    içinde (2. Baskı) 18 Kasım, 2025, tarihinde
    https://publications.iom.int/system/files/pdf/iml31_turkish_2ndedition.pdf adresinden
    erişilmiştir.
  7. Özdeş, G. E. (2024, 13 Eylül). Türkiye’de Suriyelilere Yönelik Sosyal Medya Algısı:
    TUİÇ Akademi. https://tuicakademi.org/suriyelilere-yonelik-sosyal-medya-algisi/
  8. Özerdem, F., & Barlas, B. (2021). KOPENHAG OKULU ÇERÇEVESİNDE 2020 ve
    SONRASI DÜNYA POLİTİKASININ YENİ SORUNU: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve
    İKLİM GÖÇMENLERİ. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
    Dergisi (41), 273-302.
  9. Gök, G. O. (2016). Kimin Güvenliği? Uluslararası Göç-Güvelik İlişkisi ve
    Uluslararası Örgütlerin Rolü. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi(31), 65-82.
  10. Şener, B. (2017). SOĞUK SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE ULUSLARARASI GÖÇ
    OLGUSU VE ULUSAL GÜVENLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ÜZERİNE BİR
    DEĞERLENDİRME. Güvenlik Bilimleri Dergisi, 6(1), 1-30.
    https://doi.org/10.28956/gbd.319977
  11. Bimay, M. (2022). KÜRESEL GÖÇ KRİZLERİ VE ULUSLARARASI GÖÇLERİN
    GELECEĞİNE İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME. Kahramanmaraş Sütçü İmam
    Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 12(2), 87-106.
    https://doi.org/10.47147/ksuiibf.1173561
  12. TAMER, M. (2020). ULUSLARARASI GÖÇ ve TEORİLERİ. Premium E-Journal of
    Social Sciences (PEJOSS), 4(8), 274–282. https://doi.org/10.37242/pejoss.53
  13. Argın, M. F. (2021). ULUSLARARASI GÖÇ GÜVENLİK İLİŞKİSİ: GÖÇÜN
    GÜVENLİKLEŞTİRİLMESİ VE YENİ TEHDİTLER. Uluslararası İlişkiler ve
    Politika Dergisi, 1(1), 76-84.
  14. Bozbeyoğlu, E. (2015). Mülteciler ve İnsan Hakları. Moment Dergi, 2(1), 60-80.
    https://doi.org/10.17572/moment.409449
  15. Berk, FM (2020). Göç Fenomenleri: Tarihsel Perspektif Bağlamında İlk İnsan Göçleri.
    OANNES – Uluslararası Antik Tarih Dergisi, 2(2), 115-134.
  16. Abdurrahman YILMAZ.(2014).Uluslararasi Göç: Çeşitleri, Nedenleri Ve
    Etkileri.Journal of Turkish Studies. http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.6274
    9
    ULUSLARARASI GÖÇ
  17. TAMER, M. (2020). GÖÇ, GÖÇÜN NEDENLERİ ve ULUSLARARASI GÖÇ
    ÜZERİNE KAVRAMSAL BİR ANALİZ. International Journal of Social and
    Humanities Sciences Research (JSHSR), 7(60), 2808–2818.
    https://doi.org/10.26450/jshsr.2070
  18. Haas de, H. (2025). “Göçle İlgili Mitler ve Gerçekler: Siyasetin En Ayrıştırıcı
    Konusuna Dair Gerçekçi Bir Rehber”. GAV Perspektif Yayınları (1. Baskı 2013,
    Çeviri), 1-392, 1. Baskı, 1 Mart 2025 Ankara.
    10